Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Yayınıdır.  
ANASAYFA

|

ENGLISH

|

ANASAYFA YAP

|

REKLAM

30 Eylül 2014, Salı

 
  Usak Gündem
  Bölgeler

Ücretsiz Tam Metin Uluslararası Hukuk ve Politika Dergisi

Ücretsiz Tam Metin Orta Asya ve Kafkasya Araştırmaları Dergisi

Almanya Gençlik Adalet ve Yardım Sisteminde Sivil Toplum Örgütlerinin Rolü: Köln Örneği
Yüksel Baykara ACAR & Uğur TEKİN

İnternet Eklenme Tarihi: 20 Mayıs 2009, Çarşamba

Yorum Yap

 Yazdır
Arkadaşına Gönder

İlk yayınlandığı yer: Uluslararası Hukuk ve Politika Dergisi (UHP), Cilt: 3, Sayı: 12, 2007, ss. 83-96. UHP bir USAK yayınıdır. Tüm hakları saklıdır.

pdf versiyonu için linke tıklayınız!

UHP’nin Eski sayılarına ulaşmak için tıklayınız!  


Özet

 

Birçok Avrupa ülkesinin hukuk sisteminde suça sürüklenen gençlere yönelik özel yasal ve kurumsal düzenlemeler yer almaktadır. Gençlik adalet sistemi olarak tanımlanan bu düzenlemeler suça sürüklenen gençlerin özel gereksinimleri olduğu gerçeğini kabul eder ve bu doğrultuda hizmetler sunar. Gençlik adalet sisteminde kamu kurum ve kuruluşlarının yanında sivil toplum örgütleri de etkin bir rol oynamaktadır. Köln şehri, Almanya’da gençlik adalet ve yardım sisteminde sivil toplum örgütlerinin yer aldığı ilk şehirlerden birisi olması nedeniyle önemlidir. Bu araştırma, Köln’de suça sürüklenen gençlerle çalışmak amacıyla kurulmuş dört sivil toplum örgütünün gençlik adalet ve yardım sistemindeki rolünü değerlendirmeyi amaçlamıştır. Nitel araştırma modeli olarak tasarlanmış olan çalışmada, söz konusu örgütlerin tarihçeleri, hizmetleri, sorunları ve gelecek planlarına ilişkin veriler toplanmıştır. Araştırmada sivil toplum örgütlerinin gençlik adalet ve yardım sisteminde kamu kurum ve kuruluşlarının hizmetlerine önemli bir destek sağladığı belirlenmiştir.

 

 Anahtar Sözcükler: Çocuk suçluluğu, tretman modelleri, sivil toplum örgütleri, Almanya Gençlik Adalet ve Yardım Sistemi.

 

 

GİRİŞ

Çocuk suçluluğu[3],  günümüzde artan bir sosyal sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Suça sürüklenen çocukların toplumla bütünleşmelerine ilişkin uygulamalara bakıldığında son yıllarda gerek yurtdışında gerekse ülkemizde toplum temelli yaklaşım ve programların ön planda olduğu görülmektedir.

 

Bugün pek çok Avrupa ülkesinde çocuk adalet sisteminde kapalı kurumlarda hapsin son çare olarak kabul edildiği görülmektedir. Diversion olarak tanımlanan ve ülkemizde yönlendirme olarak kullanılan kavram, çocuk veya gencin mahkeme veya hapis dışındaki çözümlerle toplumla bütünleştirilmesi ile ilgilidir[4]. Araştırmalar toplum temelli tretman programlarının (Tretman programı, belli bir amaca yönelik özel tekniklerin yoğun olarak birlikte kullanıldığı bakım, eğitim ve iyileştirme programlarının tümüdür[5]) çocuk ve genç suçluluğunu önlemede etkili olduğunu ortaya koymaktadır[6]. Son yıllarda onarıcı adalet (restorative justice) yaklaşımının bu amacı gerçekleştirme konusundaki yerine dikkat çekilmektedir. Onarıcı adalet yaklaşımı, genellikle sivil toplum örgütleri ve yerel gruplar tarafından sağlanan programlarla gerçekleşmektedir. Çeşitli araştırmalar bu çeşit programlara katılan; program sonunda alınan kararları ve yükümlülükleri yerine getirenlerin gençlerin genel olarak % 50’sinin tekrar suça yönelmelerinin azaldığını ortaya koymaktadır[7] (4) Genç Suçluluğu Dünya Raporu’nda suçu önlemeye yönelik çalışmaların hedefine ulaşmasında kurum ve kuruluşların rollerinin açıkça tanımlanmış olması ve toplumdaki her sistemi içerecek şekilde işbirliğine dayalı bir çalışmanın gereği vurgulanmaktadır. Çocuk ve genç suçluluğu alanında çalışan sivil toplum örgütleri (STÖ) de bu sistemin önemli parçalarından birini oluşturmaktadır.

 

Son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de suça sürüklenen çocuklarda belirgin bir artış söz konusudur[8]. Bu durum ve Avrupa Birliği’ne katılım süreci, Türkiye’yi konuyla ilgili yasal ve örgütsel alanda yeni yapılanmalara yöneltmiştir. Bu alanda 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu (ÇKK) ve 5402 sayılı Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri İle Koruma Kurulları Kanunu (DSK) önemlidir. ÇKK, suça sürüklenen çocuklarla ilgili bir takım yeni düzenlemeler getirmiştir. Kanununda, çocuğun haklarının korunması amacıyla “Çocuğun, ailesinin, ilgililerin, kamu kurumlarının ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliği içinde çalışmaları” ilkesinden söz edilmektedir. Kanunda ilgili bakanlıklar ve bağlı kuruluşların koruyucu ve destekleyici tedbirlerle ilgili olarak sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliğine girebileceğinden söz edilmektedir. DSK’de suça sürüklenen çocuklarla ilgili yaptırımlarda toplum içinde bakım veya denetim (önceki yasada gözetim olarak ele alınmaktadır) öncelikli olarak vurgulanmaktadır.

 

Suça sürüklenen çocuğun toplum içinde kalarak toplumla bütünleşmesinde, toplumdaki ilgili kurum ve kuruluşların işbirliği önem kazanmaktadır. Ancak, yasal düzeyde yapılan bu değişikliklerin yanı sıra Türkiye’de çocuk adalet sisteminin örgütsel düzeyde de yeni düzenlemelere ihtiyaç vardır. Bu anlamda suça sürüklenen çocuklarla ilgili yaptırım ve tedbirlerde söz konusu hizmetlerde STÖ’lerle işbirliği yapılması ve bu kuruluşların da sistemde yerlerini gereğince almasının önemi açıkça görülmektedir. İyi işleyen sivil toplum örgütleri kamu kurum ve kuruluşlarının çalışmalarını destekleyici olacaktır.

 

İşte bu araştırmanın konusunu, çocuk adalet sisteminde sivil toplum örgütlerinin rolünü Almanya- Köln örneğinde tartışmaktır. Böyle bir tartışmanın, son yıllarda yasal ve örgütsel olarak hızlı bir değişim içinde olan ülkemizdeki düzenlemelere ışık tutacağı düşünülmektedir. Aşağıda öncelikle Almanya’da suça sürüklenen gençlere özgü düzenlemeler üzerinde durulmaktadır.

 

ALMANYA’DA GENÇLİK ADALET SİSTEMİ

Alman ceza adalet sistemi kişileri, yaşa göre dört kategoride ele almaktadır. Ceza sorumluluğunun başlangıcı 14 yaştır (Alman Ceza Kanunu Madde 19). Bakım ve eğitim ihtiyacı içinde olduğu belirtilen 14 yaşına kadar olan çocuklar ve 14’den 17 yaşına kadar olan gençler, Gençlik Refahı Kanunu (Kinder- und Jugendhilfegesetz) kapsamında kurulan gençlik refahı daireleri tarafından yönetilmektedir[9]. Alman ceza hukukuna göre çocukların (14 yaş altı) ceza ehliyetleri bulunmamaktadır. 14 yaşın üzerinde olup 18 yaşını doldurmamış gençler sadece Gençlik Mahkemesi Yasası (GMY)na tabidir[10]. Ancak tam ceza sorumluluğunun tümüyle tamamlanmış bir sosyalleşme ve ahlaki gelişim ile mümkün olduğunu kabul eden ceza adalet sistemi gençler tarafından işlenen suçları ayrı biçimde ele almaktadır[11]. GMY’ye göre olay anında 14 yaşında olup 18 yaşını doldurmayan bireyler “genç”; 18 yaşında olup 21 yaşını doldurmayan bireyler “genç yetişkindir”[12]. 1990 GMY’ye göre olay anında 14 yaşında olup 18 yaşını doldurmayan bireyler “genç”; 18 yaşında olup 21 yaşını doldurmayan bireyler “genç yetişkindir”[13]. Genç yetişkin suçlular belirli durumlarda gençler gibi kovuşturulabilirler (Gençlik Mahkemesi Yasası Madde 105). 18-21 yaş arasında suça yönelmiş gençlerin hangi kanuna (gençlik ya da yetişkin ceza kanunu) göre yargılanması gereği konusunda gençlik mahkemesi yardımcısı[14] tarafından bir sosyal inceleme raporu hazırlanması gerekmektedir.

 

GMY’nin suçla ilgili müdahaleleri, “yardımcı olma” veya “minimum müdahale” ilkeleri ile karakterize edilmektedir[15]. Bu, cezanın ancak çok gerekli hallerde verilmesi anlamına gelmektedir[16]. 1990 GMY reformu, (aynı yıllarda Gençlik Refah Kanunu –GRK- reformu da olmuştur) gençlik mahkemesi yaptırımlarının en son mercii olması ilkesinin altını çizmektedir.  Bu nedenle gençlik mahkemesinin öncelikli yaptırımları eğitsel veya disiplin tedbirleridir. Yasa, genç ve yetişkin suçluların adalet sistemine girmesini engellemeye vurgu yapmaktadır. Bunda eğitsel ve/veya sosyal müdahalelerin önemi büyüktür[17].

 

GMY’nin 5. maddesine göre üç yaptırım türü bulunmaktadır: Bunlar eğitsel tedbirler; disiplin tedbirleri ve gençlik cezasıdır. Eğitsel tedbirler; talimatlar (yükümlülükler) verilmesi ve eğitim yardımı dikkate alınarak düzenlemeye gidilmesidir. Birinci maddeye göre bu talimatlar gencin yaşamını düzenleyen, eğitimini destekleyen ve güvenlik altına alan emir ve yasaklardır[18] Eğitsel tedbirler yetersiz kaldığında, disiplin tedbirlerine başvurulabilmektedir[19] Yasa şu disiplin tedbirlerini düzenlemektedir: Uyarı, yükümlülükler vermek ve gencin tutulmasıdır[20], [21]. Yetişkin ceza hukukunda olduğu gibi GMY’nin en müdahaleci ve en sert yaptırımı şartsız olarak gençlik ceza kurumlarında özgürlüğünün kısıtlanmasıdır. Gencin birden çok ceza eylemine karşı eğitsel, disiplin tedbirleri veya gençlik cezasını içeren bütünsel bir düzenlemeye gidilir[22].

 

Almanya’da suça sürüklenen gençlerle ilgili olarak Gençlik Mahkemelerine Yardım Kuruluşu (GMYK) da bu alanda önemli bir rol üstlenmektedir. GMYK, 14–21 yaş arasında suça sürüklenen gençlere yönelik hizmet vermektedir[23]. Gençlik mahkemesine yardım hizmetleri, gençlik dairelerinin[24] yerine getirmekle sorumlu oldukları hizmetlerdir. Gençlik mahkemesi destek hizmetlerinin yasal dayanağı, Gençlik Mahkemesi Kanunu ile Çocuk ve Gençlik Yardımı Kanunu’dur [25].

 

ARAŞTIRMANIN AMACI VE YÖNTEMİ

Köln şehri, Almanya gençlik adalet ve yardım sistemindeki değişme ve gelişmelerde öncelikli olan ve STÖ’lerin ilk kurulduğu ve diğer şehirler için örnek oluşturduğu şehirlerden biri olma özelliğini taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı Almanya gençlik adalet ve yardım sisteminde yer alan Köln’deki sivil toplum örgütlerinin rolünü değerlendirmektir. Köln’de 2006 yılında yapılan araştırmada gençlik adalet ve yardım alanında çalışan en eski dört sivil toplum örgütü ele alınmıştır. Bu kuruluşlar aşağıdadır:

1. “Die Brücke” Derneği

2. “Die Waage” Derneği

3. “Masβtab” Derneği

4. AWO (Arbeiterwohlfahrt Kreisverband)

 

Bu araştırma derinlemesine görüşmeleri içeren nitel bir deseni; araştırma kapsamındaki derneklerle ilgili dokümanların taranması ve gözlemleri içeren genel tarama modelini içermektedir. Seidman[26], derinlemesine görüşmelerin temelinde, bireylerin deneyimlerinin anlaşılmasına ve bu deneyimlerinin anlamına ilginin yattığını ifade etmiştir. Ancak bu araştırmada derinlemesine görüşmeler, bireylerin yaşadıkları deneyimlerden çok gençlik ceza sistemindeki STÖ’lerin fonksiyonları ve bu sistemin işleyişi üzerine odaklanmıştır.

 

Araştırma kapsamındaki STÖ’lerde çalışan 6 kişi ile yapılan derinlemesine görüşmelerin yanı sıra söz konusu bu örgütlerden alınan dokümanlardan veri toplanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Formda, kuruluşların tarihçesi, hizmetleri, hedef grupları, çalışmalarda karşılaşılan sorunlar, kuruluşun gelecek planlarına ilişkin sorular yer almaktadır. Görüşmeler teyp kaydına alınmıştır. Görüşmeler bir saat on dakika ile iki buçuk saat arasında değişen süreleri kapsamaktadır. Araştırma için yapılan görüşmelerde İngilizce, Türkçe ve Almanca (bir tercüman yardımıyla) dili kullanılmıştır.

 

BULGULAR

 

Almanya Köln Gençlik Adalet ve Yardım Sisteminde Sivil Toplum Örgütlerine İlişkin Bulgular

 

Aşağıda araştırma kapsamına alınan gençlik adalet ve yardım sistemindeki STÖ’ler ve hizmetleri üzerinde durulmaktadır.

 

AWO

 

Almanya’daki en büyük örgütlerden birisi olan AWO, 1919 yılında birinci dünya savaşından sonra yaşanan yoksulluk, işsizlik gibi sosyal sorunları çözmek amacıyla sosyal demokrat bir kadın milletvekili tarafından kurulmuştur. AWO işçilere yardım kurumu anlamına gelmektedir. İlk hizmetler, öğle yemeği ve ihtiyacı olan kişiler için danışma merkezi (işsizlik vb. konular hakkında) olarak sunulmuştur. AWO, 1970’li yıllarda özellikle Türkiye’den gelen göçmen gruplara hizmet vermeye başlamıştır. Bütün Almanya’da 135 bin personeli bulunmaktadır. Almanya genelinde 600 bin üyesi bulunmaktadır. AWO’nun tüm nüfus grubuna yönelik hizmetleri (huzurevleri, kulüp ve yaşlı gündüz merkezleri, gençlere yönelik kuruluşları, çocuklarla ilgili anaokulu ve çocuk kulüpleri, danışma merkezleri, özürlü bireylere yönelik kuruluşları, meslek edindirmeye yönelik okulları vb.) vardır.

 

AWO’nun yukarıda ifade edilen nüfus gruplarının yanında sadece gençlik mahkemelerine yardım amacı olan bir birimi de bulunmaktadır. Bu birim, gençlik mahkemelerine yardım kuruluşunun yaptığı işlerin aynısını üstlenmiştir.  1970’li yıllarda AWO sadece Türk nüfusu ile çalıştığı ve bu konuda uzmanlaşmış olduğu için, 1980’li yılların başında gençlik dairesi, AWO’dan gençlik mahkemelerine yardım kuruluşuna ilişkin hizmetleri bu gençler için yürütmesini istemiştir. AWO’nun Köln gençlik mahkemelerine ilişkin biriminde biri psikolog ve diğerleri sosyal hizmet kökenli yedi meslek elemanı hizmet vermektedir. Gençlik mahkemelerine ilişkin görevlerin finansının % 92,5’i devlet, kalan miktar ise AWO tarafından karşılanmaktadır. Kuruluşun gelir kaynaklarını 600 bin üyenin aidatı, huzurevlerinden gelen kaynaklar (kimsesiz yaşlıların ücretini devlet karşılamaktadır), demirbaş ve ev kiraları, mahkemedeki para cezaları oluşturmaktadır.  Kuruluşun gençlik mahkemelerine yardım kuruluşuna ilişkin yerine getirdiği görevler yanında diğer hizmetleri aşağıda ele alınmıştır.

 

-            Sosyal Eğitim Grupları: Sosyal eğitim grupları, hırsızlık, trafik suçu, kavga, hakaret vb. davranışlara sahip gençlere yönelik grup çalışmalarını içermektedir. Gruplar gençlerin ihtiyaçlarına (uyuşturucu madde bağımlılığı, sosyal ilişkiler, boş zamanlarını değerlendirme vb.) yönelik yapılandırılmaktadır. Altı ay süresince yapılan bu gruplar toplam 50–60 saati kapsamaktadır.

-            Anti Agresyon Grubu: Ortalama 80 saat süren bu grubun içeriği de kuruluş personeli tarafından belirlenmektedir.

-            Aile içi şiddet kapsamında, şiddete yönelen yetişkinlerle ilgili de grup çalışmaları yürütülmektedirler.

-            Hapishanedeki gençlere yönelik öfke kontrol grupları yürütülmektedir.

 

“Die Brücke” Köln Derneği

 

Brücke Köln Derneği 1978 yılında üç sosyal hizmet uzmanı, savcı, hakim ve bir jüri üyesi tarafından kurulmuştur (gençlik mahkemelerinde jüri görevi yapmış olan bir ev hanımıdır). Kuruluşta sosyal hizmet alanında eğitimli altı meslek elemanı çalışmaktadır. Brücke bu alanda kurulmuş Köln’de ilk, Almanya’da ikinci STÖ’dür. Almancada Brücke köprü anlamında olup, dernek suça sürüklenen gençlere daha fazla olanak sağlanarak onları suçtan korumak, rehberlik etmek ve suça yönelmiş gençler için kurum dışında alternatif çözümler üretmeyi hedeflemiştir. Kuruluşun üç temel hizmeti; toplum hizmeti cezasını uygulama, ihtiyacı olan gençlere bakım tedbiri sağlama ve anti agresyon eğitimine ilişkin program sunmadır.

 

-            Toplum hizmeti Cezası (sozialdienst): Yılda 1700 genç ve genç yetişkin bireyin toplum hizmeti cezası ile bağlantısını kurmaktadırlar. Diğer kuruluşlarla bağlantıya geçilmeden önce gençle görüşülmekte ve nasıl bir yerde çalışılacağına (toplum hizmeti) birlikte kararlar alınmaktadır. Bu görüşmelerde genç ve yetişkinlerin zaman planları, istekleri, özellikleri, suç türleri vb. göz önünde tutulmaktadır. Gençlerin diğer sorunları (aile sorunları, arkadaşlık sorunları vb.) ile ilgili danışmanlık hizmeti de verilmektedir. Toplum hizmeti genel olarak 315 farklı kamu ve sivil toplum kuruluşları ile bağlantılı olarak gerçekleştirilmektedir. Bu kuruluşlar huzurevi, hastane, anaokulu, kreşler ve gündüz bakımevleri (hort), gençlik merkezleri, hayvan barınakları, çevrenin temizliğine ilişkin sivil toplum örgütleri vb. çeşitlilik göstermektedir.  Gidilen kuruluşlarda, gençler, birlikte alınan kararlar doğrultusunda çalışmalar yapmaktadır.

 

-            Bakım tedbiri (Betreuungsweisungen): Bu tedbir, gençlerin yaşadığı sorunlarla ilgili yardım ve hizmet sağlamayı içermektedir. Yılda 330-340 genç bu tedbir kapsamında hizmet almaktadır. Gençlik hâkimi özellikle korunması gerekli olduğunu düşündüğü gençler için 6 ay ile 12 ay arasında bu tedbiri almaktadır[27].

 

-            Anti Agresyon Eğitimi: Adam yaralama, gasp ve şahsa yönelik suçlara yönelmiş genç ve genç yetişkinler anti saldırganlık gruplarına yönlendirilmektedirler. Bu program, alternatif problem çözme yollarını geliştirme ve çatışma çözümü konusuna ilişkin eğitimi içeren grup çalışmalarından oluşmaktadır[28]. Anti saldırganlık eğitimi kuruluşta bu konuda iki yıllık eğitim almış iki meslek elemanı tarafından yürütülmektedir.

 

“Die Waage” Köln Derneği

Dernek 1986 yılında hâkim, avukat, sosyal hizmet uzmanı ve bir polis memuru tarafından kurulmuştur. Almanya genelinde tek kuruluş olarak çalışmalarını sürdürmektedir. Önce sadece 14–21 yaş arasındaki genç ve genç yetişkinlerle çalışmayla başlamış daha sonra yetişkin gruplarla da çalışmalarını sürdürmüştür.

 

Die Waage Almancada terazi anlamına gelmektedir. Bu kavram aynı zamanda kuruluşun amacını da açıklamaktadır: Toplumdaki her birey ile suça yönelen bireyler arasındaki eşitlikçi dengeyi sağlayabilmek ve eşit haklara sahip olmalarında onlara yardımcı olmaktır

 

Kuruluş temelde tek hizmet sunmaktadır. Bu da sanık mağdur programı olarak bilinen mediasyon (uzlaşma) programıdır. Mediasyon basit ve orta derecede suçlar için geçerli bir programdır. Adam öldürme ve cinsel suçlar bu programın dışındadır. Mediasyon kuruluşta üçü avukat üçü de sosyal hizmet uzmanı olan,  mediasyon eğitimi almış olan kişiler tarafından yerine getirilmektedir. Çalışma, öncelikle gençlik mahkemesinden gelen dosya ile başlamaktadır. Dernek, her iki tarafa (sanık ve mağdur) bir yazı göndererek durumu bildirmektedir. Genellikle uzlaşma, öncelikle mağdur ve sanığın ayrı ayrı görüşmeleri ile başlamakta daha sonra taraflar bir araya getirilmektedir. Her iki tarafla anlaşmaya varıldıktan sonra sözleşme yapılmaktadır.

 

“Maβstab” Derneği

Dernek, 1986 yılında marangoz, eski hükümlü, sosyal hizmet uzmanı ve avukat tarafından kurulmuştur. Kuruluşta 11 personel çalışmaktadır. Bunlardan dördü avukat, beşi sosyal hizmet uzmanı, ikisi sanatçı ve ikisi de yardımcı personeldir.

 

Maβstab kelimesi Almanca’da iki anlama gelmektedir. Birincisi marangozlukta kullanılan bir alettir. Diğer anlamı da ölçü, seviyedir. Kuruluş ismini hükümlülere marangozluk eğitimi vermeyi içeren “Marangoz atölyesi” isimli ilk projesinden almıştır.

 

Kuruluşun amacı, suçluluğu önlemek, kurum cezasının mümkün olduğunca en aza indirilmesi için çalışmak, ıslah kurumlarında ve tahliye sonrasında hükümlülere destek vermektir. Dolayısıyla kuruluşun hedef kitlesi gençler ve yetişkinlerin yanı sıra tüm toplumdur. Derneğin çalışmaları çeşitli projeler aracılığıyla sürdürülmüştür: Bunlar arasında   “hapishanede sanat” projesi önemli bir yer almaktadır. Tutuklu ve hükümlülerin sanat yoluyla kendini ifade etmesi (duvar resimleri vb.) ve toplumla bütünleşmesi amacını taşımaktadır. Dernek hapishanedeki hükümlülere aynı zamanda ihtiyaçları (maddi, hukuki, sosyal vb.) konusunda da destek vermektedir. Kuruluş tahliye sonrası hükümlülere üç aydan bir yıla kadar barınma hizmeti sunmaktadır.  Bunun yanı sıra bir de eski hükümlülerin çalıştığı Cafe Malve isimli bir restoran da işletilmektedir. Dernek, suçu önleme amacına yönelik olarak özellikle gençlere ulaşmaya çalışmaktadır. Okullara giderek gençleri suça yönelme ve sonuçları konusunda bilinçlendirme çalışmaları yapmaktadırlar.

 

 

 

Almanya Köln Gençlik Adalet ve Yardım Sisteminde Sivil Toplum Örgütlerinin Gelişim Dinamikleri ve Fonksiyonlarına İlişkin Bulgular

 

Bu bölümde araştırma kapsamındaki kuruluşların amaçları, kuruluş süreçleri, hizmet ve çalışmaları ve diğer kuruluşlarla ilişkileri ile ilgili bulgular ele alınmaktadır.

 

Kuruluşların Amaçları ve Kuruluş Süreçleri

1980’lerdeki toplumdaki reform hareketleri ve değişimler kuruluşların açılmasında önemlidir. Kurulma amaçlarının toplumdaki sosyal sorunlar ve değişimlerle paralel olduğu düşünülmektedir. AWO dışında diğerleri toplumda artan suçluluk oranlarıyla bağlantılı olarak toplumla bütünleştirmede ceza yerine eğitim, toplumu bilinçlendirme ve alternatif yolları sağlamanın daha etkili olduğu düşüncesiyle kurulmuştur.

 

AWO’nun kurulma amacı I. Dünya Savaşı’ndan sonra toplumda yaşanan ağır sosyal sorunlara (işsizlik, yoksulluk, kimsesiz çocuklar vb.)  çözüm getirmekle ile ilgilidir. Sonraki yıllarda çalışma alanını genişleterek Almanya’da en büyük sivil toplum örgütlerinden biri haline gelmiştir. Kuruluşun tarafsız ve bir yere bağlı olmadan (Herhangi bir kilise veya başka bir kuruma) çalışması Almanya’daki göçmenlerle (Türk ve Hıristiyan olmayan nüfus gruplarıyla) çalışmasında etkili olmuştur. AWO, gençlik mahkemeleriyle çalışmaya diğer kuruluşlara benzer olarak 1980’li yılların başında başlamıştır. Araştırma kapsamındaki diğer STÖ’lerden farkı, gençlik mahkemesine yardım hizmetleri kapsamında, kendisi veya ailesi Türkiye’den göç etmiş ve suça yönelmiş gençlerin duruşmalarına katılmaktır.

 

Araştırma kapsamındaki STÖ’lerin kurulmasında ve çalışmalarını biçimlendirmesinde 1980 yılında yapılan kısaca “Çocuk Mahkemeleri Günü”  olarak yapılan, bir hafta süren toplantının etkili olduğu görülmektedir. Bu toplantıda alınan kararlar, yasalarda var olduğu halde kullanılmayan “eğitimsel tedbir ve yardımların” hayata geçirilmesiyle ilgilidir. Genç suçluluğunu önlemede var olan cezai yaptırımların (hapis, alıkoyma) etkili olmadığının vurgulandığı bu toplantıda çocuk ve genç suçluluğunun önlenmesi, hapsin en son çare olması, eğitimsel tedbirlerin ön plana çıkarılması ve hayata geçirilmesi konusunda kararlar alınmıştır.

 

Burada Almanya’da var olan ve temellerini Hıristiyanlıktan alan bir anlayıştan bahsetmek gerekmektedir. Bu felsefeye göre, gençlik dairesinin çalışma ilkelerinden biri, günlük hayata yakın yapıların gençlik çalışmalarında desteklenmesi ve hatta bir kamu kurumu yapacağı işi gerektiği şekilde yapamıyor ise bunu daha iyi yapacak sivil toplum kurumlarına devretmesidir. Bu düşünce biçimi, GMYK’nin yapacağı çalışmayı, başka kuruluşlarla paylaşmasında etkili olmuştur[29]. Köln, bu çalışmaların başlamasında ve gelişmesinde önemli bir şehirdir. Bazı şehirlerde hala bu görevi tamamen gençlik dairesine bağlı gençlik mahkemelerine yardım kuruluşlarında çalışan meslek elemanları yürütmektedir.

 

Köln’de yer alan STÖ’lerin kurulmasında öncü olan kişilerin çoğunlukla gençlik adalet ve yardım sisteminde çalışan ve bu sistemdeki eksiklikleri, sorunları bilen ve fark eden meslek elemanlarının olduğu görülmektedir. Çoğunlukla bu kişiler sosyal hizmet kökenli meslek elemanlarıdır. Bunun yanında gençlik mahkemesi hakimleri, avukatlar, savcı, polis memuru ya da gençlik mahkemelerinde ağır suçların görüldüğü duruşmalarda yer alan, halk arasından görevlendirilen jürilerin de bu kişiler arasında bulunduğu görülmektedir.

 

Kuruluş tarihçelerine bakıldığında STÖ’lerin başlangıçta gençlik mahkemelerine kendilerini tanıtma, hizmetlerini kabul ettirme ve çalışmalarını işbirliği halinde yürütme konusunda sorun yaşadığı öğrenilmiştir. Bu durum, çoğunlukla gençlik mahkemesi hâkimlerinin aldığı kararlarda STÖ’lerin hizmetlerinden yararlanmama, gençleri STÖ’lerin hizmetlerine yöneltmeme veya STÖ’lere yöneltme konusunda bilgi eksikliği veya iletişim problemleri olarak ortaya çıkmaktadır. Brücke’de çalışan bir kişi bu duruma şöyle bir örnek getirmiştir:

 

“Gençlik mahkemesinde toplum cezası kararının uygulanmasında Brücke ile çalışılması için karardan sonra mahkemedeki sosyal hizmet uzmanının bizim verdiğimiz belgeyi doldurması, bir kopyasını gence vermesi ve bir kopyasını da gencin dosyasına koyması gerekmekteydi. Başlangıçta bu formları hazırlayıp mahkemelere verdik. Daha sonra uzun bir süre neredeyse hiçbir gencin kuruluşumuza yönlendirilmediğini fark ettik. Mahkemelerde bilgisayarın kullanılmaya başlanması ile bu formların kullanılmadığını ve yeni bir formun hazırlanması gerektiğini gördük ve en kısa zamanda bu sorunu çözdük”.

 

Maβstab’da da benzer bir sorun yaşanmıştır. Bu durumu Maβstab Derneğinden bir çalışan şöyle aktarmaktadır:

 

“Biz hapishanede ‘sanatla hükümlülerin topluma kazandırılması’ gerektiğini söylediğimizde herkes bize gülüyordu. Ne! “hapishanede sanat mı?” diyerek gülüyorlardı. Ancak bu çalışmaların çok yararlı olduğunu sonra anladılar. Şimdi artık hapishanede atölyelerimiz var ve burada rahatlıkla çalışabiliyoruz”.

 

Yukarıdaki ifade de görüldüğü gibi, kuruluşların ilk çalışma yıllarında kabul edilme ve sistemdeki işlevinin anlaşılması konusunda sorun yaşandığı öğrenilmiştir. STÖ’ler bu problemlerin çözülmesi konusunda gençlik dairesi ve gençlik mahkemeleri ile resmi yazışmalarda bulunmuş, ilgili mercii ile çoğunlukla yüz yüze görüşmeler yoluyla bu sorunu çözebilmiştir. Araştırmanın yapıldığı dönemde, STÖ’lerin gençlik mahkemeleri tarafından kabul edilmesi ve işbirliği konusunda bir sorun yaşanmadığı öğrenilmiştir. Ancak temel sorunlar sosyal harcamaların kısıtlanmasına bağlı olarak finansman ile ilgilidir. Bu sorun personel sayısının azaltılmasına ve hizmet kapsamının daraltılmasına neden olmaktadır.

 

Hizmetler, Çalışmalar ve Kaynaklar

Görüşmelerde STÖ’lerin isimlerinin özel olarak seçildiği ve suça sürüklenen gençler ile toplumdaki diğer bireyler arasındaki eşitliği, dengeyi, sosyal adaleti vurguladığı görülmektedir.

 

Kuruluşların çalışmalarına ve hizmetlerine bakıldığında genellikle tek bir proje ile başladığı; bir süre sonra bazı çalışmaların artık o STÖ’nün sürekli bir hizmeti haline geldiği; bazı çalışmaların da ihtiyaç ve sorunlara göre belirlenen yeni projeler ile devam ettirildiği görülmektedir.

 

STÖ’lerin hizmetlerin geliştirilmesinde ve çeşitlendirilmesinde toplumdaki ihtiyaç ve sorunların belirleyici olduğu düşünülmektedir. Hizmetlerin gençlik adalet ve yardım sisteminde suça sürüklenen gençlerle ilgili GMY’de belirtilen bir program veya çalışmayı karşıladığı görülmektedir:

 

Buna göre, Brücke Derneği, toplum hizmeti cezası, bakım tedbiri ve anti agresyon eğitimini; Die Waage, sanık mağdur uzlaşması programını; Maβstab, çocuk ve gençlere ulaşarak suçu önleme, hapishanede hükümlülerle çalışma, tahliye sonrası hükümlüleri destekleme programlarını; AWO, ise gençlik mahkemelerini destekleme kuruluşuyla aynı çalışmalarını (anti agresyon eğitimi, sosyal eğitim kursları, genci ve ailesini destekleme vb.) yürütmektedir.

 

Burada STÖ’lerin, Türkiye’den farklı olarak önemli ölçüde devlet desteği aldığını belirtmek önemlidir. Kuruluşların devlet tarafından desteklenmesi çeşitli şekillerde gerçekleşmektedir. Gençlik adalet ve yardım sisteminde hapishanelerin bütçesi Kuzey Ren Bölgesi Eyaleti tarafından karşılanmaktadır. Gençlik mahkemelerine yardım kuruluşlarının bütçesi ise Köln Belediyesi tarafından karşılanmaktadır. Bütçelerin ayrılması kuruluş ve hizmetlere göre farklılaşmaktadır. Örneğin gençlik mahkemelerine yardım kuruluşlarının yapması zorunlu olduğu çalışmaların (sosyal eğitim kursu, anti agresyon eğitimi vb.) tamamına yakınının (% 90’nın üzerinde) belediye tarafından karşılandığı öğrenilmiştir. Diğer hizmetlerle ilgili olarak kuruluşlar % 50 ile % 80 oranında belediye tarafından desteklenmektedir. Ancak görüşmelerde, son dört beş yıldır STÖ’lere belediye tarafından sağlanan desteğin giderek azaldığı ifade edilmiştir. Bu durum, Almanya’nın ekonomisindeki yaşanan sorunlar nedeniyle sosyal harcamalarda giderek artan kısıtlamalar ile açıklanmıştır. STÖ’lerin bir başka gelir kaynağı da gençlik mahkemesindeki sanıklar tarafından ödenen para cezalarıdır. Mahkemenin vermiş olduğu para cezaları hâkimin kararı doğrultusunda doğrudan sosyal alanda çalışan kuruluşlara gitmektedir.

 

STÖ’lerin yedi ile on beş personel ile çalışmalarını yürüttüğü görülmektedir. Bu personelin çoğunluğunu sosyal hizmet eğitimli meslek elemanları oluşturmaktadır. Bunun dışında avukat, psikolog ve sanatçılar (Maβstab’ın hapishanedeki sanat çalışmalarını birlikte yürüttüğü kişilerdir) da yer almaktadır. STÖ’lerde meslek elemanlarının çalışma saatleri değişmektedir. Tam gün çalışan meslek elamanlarının yanısıra, çalışma saatleri genellikle haftalık 20 saat ile 38 saat arasındadır. Gerek personel istihdamı, gerekse personelin çalışacağı haftalık saatin belirlenmesinde projelerin içeriği ve finans belirleyici olmaktadır.

 

Diğer Kuruluşlarla İlişkiler ve Karşılaşılan Sorunlar

 

STÖ’lerin diğer kurum ve kuruluşlarla ilişkileri çalışma içeriği ve projelere göre değişebilmektedir. En fazla ilişkide olunan kuruluşların gençlik dairesi ve gençlik mahkemelerine yardım kuruluşu olduğu görülmektedir. İlişkide olunan kurum ve kuruluşlar toplumun her kesiminden olabilmektedir. Örneğin Brücke Derneği’nin sadece toplum cezası kararını uygulamasına ilişkin temasta olduğu 315 kuruluş bulunmaktadır.

 

Tüm STÖ’ler, çalışmaları ile ilgili yaşadıkları en büyük sorunun son zamanlarda artan bütçe kısıtlamaları olduğunu ifade etmiştir. Finans sorunu, çalışanların maaşlarını ödeme ve hizmetleri sunmada zorluk yaratan bir etken olarak belirtilmiştir. Bunun dışında herhangi bir sorun belirtilmemiştir.

 

STÖ’lerin yaptıkları çalışmalara ilişkin değerlendirme ve denetlemenin Gençlik Dairesi ve Gençlik Mahkemesine Yardım Kuruluşu tarafından yapıldığı görülmektedir. STÖ’ler her yıl yaptıkları çalışmalar ve sonuçlarını içeren bir raporu bu kuruma sunmaktadır. Bunun yanında her yıl STÖ’lerin projeleri gözden geçirilmekte ve değerlendirme sonucunda çalışmalarını sürdürmelerine karar verilmektedir. Şehirlerde yılda en az dört defa, bu alanda çalışan sivil toplum ve devlet kuruluşlarının bilgi alışverişine dayalı ortak toplantılar, yapılan çalışmaların kalitesi ve yeni çalışma alanlarının tespitinde önemli bir rol oynamaktadır.

 

Sivil Toplum Örgütlerinin Sistemdeki Fonksiyonları ve Gelecek Planlarına İlişkin Bulgular

 

Görüşülen STÖ’lerin hepsi de çalışma ve hizmetlerinin amacına ulaştığını ve başarılı olduklarını ifade etmektedir. Kuruluşların gelecek planlarında toplumdaki ihtiyaca göre hazırlanacak yeni projeler yer almaktadır. Örneğin okullarda artan şiddetle ilgili olarak Maβstab Derneği, okullara giderek öğrenci ve öğretmenlerin bilinçlenmeleri üzerine çalışmalar başlatmıştır. AWO da benzer bir ihtiyaçla okuldaki çalışmalarına başlamıştır. Okullardaki şiddetin artışı ile okullardan gelen talep üzerine öğrenci grupları ve okul çalışanlarına yönelik eğitsel amaçlı toplantılar yapılmaktadır.

 

Kuruluşların gelecek planlarında en önemli ve en çok dile getirilen sorun finansmanla ilgilidir. Maβstab’da çalışan bir personel şöyle demiştir:

 

“Gelecek planımız mı? Ayakta kalabilmek. Ölmemek!”.

 

Aslında finans güçlüğünün, Almanya’da 1980’li yıllarda başlayan ve yararının açıkça her kesim tarafından kabul edildiği “alternatif tedbirlerin” uygulanmasında önemli bir engelleyici etken olduğu görülmektedir. Sosyal harcamaların kısıtlanması söz konusu olduğunda ne yazık ki çoğunlukla önceliği toplumdan dışlanmış gruplar almaktadır. Almanya’da da benzeri bir durumu görmek şaşırtıcı değildir.

 

Dernek çalışanlarına toplumun gençlik adalet ve yardım sisteminde çalışan STÖ’leri nasıl algıladığına ilişkin görüşleri sorulmuş, toplumun söz konusu STÖ’lere bakış açısının çok olumlu olmadığı, genellikle çok fazla tanınmadığı yönünde yanıtlar alınmıştır. Bunun yanında toplumdaki insanların bu kuruluşlar ve çalışmalarını daha fazla tanıdıkça ve katıldıkça desteklerinin de arttığı ifade edilmiştir. Toplumun bu STÖ’lerle ilgili algısında medyanın rolüne dikkat çekilmiştir. Medyanın, hapishaneleri çok olumlu yerler olarak tanıtmasının toplumun bu kuruluşlara olan bakışını olumsuz etkilediği öğrenilmiştir. Bir çalışan bu durumu şöyle ifade etmiştir:

 

“İnsanlar dergilerden gazetelerden okuduğunda, hapishaneleri, beş yıldızlı otel sanıyorlar. Sanki tatil yapıyor insanlar orada. Öyle olunca da öfkeleri artıyor hapishanedeki insanlara karşı. Çünkü bu kurumları tanımıyorlar. Hatta bir polis memuru bile hapishaneye sergimize geldiğinde çok şaşırmıştı. Ben daha önce hiç görmemiştim hiç bilmiyordum buraları diye. Hâkimlerden bile hiç hapishaneyi görmemiş olanlar var. Ancak biz çalışmalarımızı anlattığımızda ve gelip gördüklerinde bakış açıları değişiyor ve destek vermek istiyorlar”.

 

Görüldüğü gibi, genç suçluluğu alanında yapılan çalışmaların çok faktörlü olarak her sistemi içermesi gereği bir kez daha ön plana çıkmaktadır.  Bu sistemin önemli parçalarını oluşturan alt sistemlerin (gençlik hâkimi, polis vb.) dahi hapishaneyi görmemiş olması ve hatta önyargılı olması düşündürücüdür. Ancak toplumun çalışmalara katılmasının yaşanan önyargıyı kırdığı ve katılımı artırdığı görülmektedir.

SONUÇ VE TARTIŞMA

 

Köln, Almanya’da daha önce de ifade edildiği gibi, gençlik adalet ve yardım sistemindeki değişim ve gelişimlerin başladığı, bu alandaki STÖ’lerin ilk kurulduğu önemli şehirlerden biridir. STÖ’lerin kurulması yasada ilgili maddelerin var olmasına karşın ancak 1980’lerde Çocuk Mahkemeleri Günü Toplantısından sonra hız kazanmıştır. Gençlerin hapis dışında alternatif çözümlerle topluma kazandırılması, Almanya’da gençlik mahkemelerine yardım kuruluşlarında çalışan görevlilerce sunulan bir hizmet iken,  STÖ’lerin de önemli etkinlik alanlarının arasına girmiştir.

STÖ’lerin kuruluş tarihçelerine bakıldığında ilk yıllarda gençlik adalet ve yardım sisteminde kabul edilmeleriyle ilgili sorunların yaşandığı görülmektedir. STÖ’ler bugün GMY’de belirtilen alternatif çözüm yollarını kapsayan tedbirlere ilişkin olarak işlevlerini sürdürmektedir. Her kuruluş kendi olanak ve kaynakları ölçüsünde belli bir işlevi (sanık mağdur uzlaşması, toplum hizmeti, bakım tedbiri, grup çalışmaları vb.) yerine getirmektedir. Hizmetlerin kanunda yer alan alternatif tedbirlerin uygulanmasını sağlamada destek verdiği görülmektedir.

STÖ’lerin bugün yaşadığı en temel sorun finansman sorunudur. Son beş altı yıldır bütçe kısıtlamaları, çalışmaları olumsuz yönde etkilemektedir.  STÖ’lerin kaynakları çoğunlukla belli bir oranda belediyeden, gençlik mahkemeleri cezalarından ve bağışlardan oluşmaktadır. Ancak bu gelirlerde devlet desteğinin büyük payı vardır. AWO dışında diğer örgütlerin bu konuda daha önemli sorunlar yaşadığı öğrenilmiştir. AWO’nun diğer örgütlere göre çok önce kurulması ve toplumda daha geniş bir kesime hizmet sunması önemlidir. Ayrıca, AWO diğer örgütlere göre gelir getirici kaynaklara da sahiptir (Verdiği hizmetlerden ücret alması, taşınmazlardan gelen gelirler vb.).

Sonuç olarak yaşanan sorunlara karşın STÖ’lerin bu sistem içinde önemli bir işleve sahip olduğu ve bu sistemde kendilerini kabul ettirdikleri düşünülmektedir. Gençlik mahkemelerine yardım kuruluşunun üstlenmiş ve STÖ’lerle paylaşmış olduğu bu işlevler, STÖ’ler tarafından uzmanlaşmış personel ile yerine getirilmektedir. Aksi halde, GMYK’deki personel, sosyal hizmetlerle ilgili görevlerinin yanı sıra bu tedbirleri de yerine getirmeye çalışacaktır. Gençlik adalet ve yardım sisteminde STÖ’lerin sunduğu hizmetler, sistemi daha güçlü hale getirmekte, GMYK’yi önemli ölçüde desteklemektedir. Suça sürüklenen  çocuk ve gençlerin toplumla bütünleşmesinde toplumun her kesiminin çalışmaya katılımı ve kurum /kuruluşlar arası işbirliği gerekmektedir. Ancak bu şekilde, sistemin mümkün olduğunca gencin yararına çalışması mümkün olabilecektir.

Türkiye Açısından Kısa Bir Değerlendirme ve Öneriler

Türkiye’de 2005 yılı, çocuğun korunması ve suça sürüklenen çocuklarla ilgili yasal ve örgütsel düzeydeki değişimler açısından önemlidir. Çocuk Koruma Kanunu ve Denetimli Serbestlik Kanunu bir takım yenilikler getirmiştir. Her şeyden önce suça sürüklenen çocukların da korunmasının gereği fikri benimsenmiş görünmektedir.  ÇKK’ye bakıldığında, Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde de belirtilen bazı ilkelerin kabul edildiği, çalışmalarda kamu kurum ve kuruluşlarının yanı sıra STÖ’leri ile işbirliğine vurgu yaptığı görülmektedir.

Bugün ülkemizde çocuk adalet sisteminde ancak birkaç tane etkili çalışan STÖ bulunmaktadır. Ülkemizdeki STÖ’lerin, Almanya’daki STÖ’lerden temel farkı, Almanya’daki STÖ’lerin devlet tarafından önemli ölçüde destekleniyor olmasıdır. Her ne kadar bu destek son yıllarda azalmışsa da STÖ’lerin bütçelerin yarısından fazlasının devletçe karşılandığı görülmektedir. Bu destek, uzman personelin istihdamı, hizmetlerin gereğince sunulması ve hizmet çeşitliliğinin artması açısından önemlidir.

Ülkemizde çocuk adalet sistemindeki kurum ve kuruluşlar işlevlerini yerine getirmede önemli güçlükler yaşamaktadır. Bir müdahale olarak kurum bakımı veya hapse bakıldığında söz konusu kuruluşlarda gençlere yönelik tretman programlarının yeterince yapılamadığı görülmektedir. Denetimli serbestlik kararı ile denetim altına alınan gençlerin suça yönelmesinde etkili olan faktörlerle çalışmak çok mümkün olamamaktadır. Bu açıdan bakıldığında ülkemizde STÖ’lerin bu sistemdeki yerini almasının ve desteklenmesinin, hizmetlerin daha iyi sunulmasını sağlayacağı gibi, profesyonelleşmesini de getireceği düşünülmektedir.  Köln’deki STÖ’lere bakıldığında sunulan hizmetlerin ilgili meslek elemanları tarafından yerine getirildiği görülmektedir. Nitelikli personel, hizmetlerin amacına ulaşması bakımından yarar sağlayacaktır. Bu anlamda Türkiye’de çocuk adalet sistemindeki STÖ’lerin finans ve personel açısından desteklenmesi ve sistemdeki yerlerinin güçlendirilmesi, çocuk adalet sistemini güçlendirecektir.

Ülkemizde alternatif kurum ve tedbirlerin olmayışı, var olan hizmetlerdeki aksaklıklar düşünüldüğünde STÖ’lerin devlet tarafından desteklenerek bu alandaki yerini alması önemlidir. Tabiî ki burada bir başka önemli sorun, nasıl denetleneceklerine ilişkindir. Söz konusu denetim mekanizmasının çok iyi yapılandırılması önemlidir. Almanya’da gençlik adalet ve yardım sistemindeki STÖ’lerin çalışmaları adalet kurumu tarafından değil, bu çalışmaların eğitici ve destekleyici olması ilkesine bağlı olarak gençlik mahkemelerine yardım kuruluşu (ülkemizdeki sosyal hizmetler ve çocuk esirgeme kurumuna benzer) tarafından yerine getirilmektedir. Bu bakış açısı suça sürüklenen gençlerin korunması ve toplumla bütünleşmesi açısından ileridir. Ne yazık ki ülkemizde ceza sorumluluğu olan suça yönelmiş çocuk ve gençlerle ilgili hizmetlerin tamamına yakınının Adalet Bakanlığı’na bağlı olarak yerine getirildiği ve çalışan personelinde aynı kurum altında çalışmalarını sürdürdüğü görülmektedir.

Sonuç olarak STÖ’lerin bu alanda en önemli işlevinin, suça sürüklenen çocuk ve gençlerin toplumla bütünleşmeleri bağlamında koruyucu ve önleyici hizmetlerin yanında ihtiyaç duyduğu diğer hizmetleri de sunmak olduğu görülmektedir.  Kapalı kuruma alınan veya denetimli serbestlik altında ihtiyaç duyduğu hizmeti yeterince alamayan çocuk ve gençlerin tekrar suç işleme riski düşünüldüğünde söz konusu hizmetlerin ve gereksinmelerin ne kadar önemli olduğu açıktır. Bu açıdan bakıldığında ülkemizde benzeri bir işleve sahip STÖ’ler sistemin önemli parçalarından birini oluşturmaktadır. Böyle bir yapılanma, ülkemizde son yıllarda giderek artan çocuk suçluluğuna ilişkin çalışmalarda kamu kurum ve kuruluşlarının önemli bir destekçisi olacaktır.

 

İlk yayınlandığı yer: Uluslararası Hukuk ve Politika Dergisi (UHP), Cilt: 3, Sayı: 12, 2007, ss. 83-96. UHP bir USAK yayınıdır. Tüm hakları saklıdır.

pdf versiyonu için linke tıklayınız!

UHP’nin Eski sayılarına ulaşmak için tıklayınız!



[1] Yrd. Doç. Dr. Yüksel Baykara Acar, Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü

[2] Dr. Uğur Tekin, Köln Üniversitesi Kültürlerarası Araştırma Enstitüsü, Köln/Almanya

[3] Juvenile Delinquency, Avrupa’da ve Amerika’da genç suçluluğu için kullanılan bir kavramdır. Ancak Türkiye’de 18 yaşa kadar suça yönelmiş bireyler için “suça sürüklenen çocuk” kavramı kullanıldığından, bu çalışmada “suça sürüklenen çocuk” kavramı kullanılmıştır.

[4] K. Jünschke  ve U. Tekin, Jugendkriminalität: Gegen die Kriminalisierung von Jugendlichen, Andere Buchkaden (Eds.). 1997, ss. 173–175.

[5] S.S.  Uluğtekin,. Hükümlü Çocuk ve Yeniden Toplumsallaşma. (Ankara: Bizim Büro, 1991),  s.10.

[6]Juvenile Delinquency’, World YOUTH Report, 2003. http://www.un.org/esa/socdev/unyin/wyr03.htm . s.205.

[7]  Ibid

[8] Çocuk Suçlular Raporu, http://www.atonet.org.tr/yeni/index.php?p=364&l=1,(30.1.2006).

[9]  H. Albrecht, ‘Almanya’da Gençlik Adaleti’, Yener Ünver (Ed.), Karşılaştırmalı Güncel Ceza Hukuku: Çocuklar ve Suç-Ceza,  Ord. Prof. Sulhi Dönmezer’in Değerli Anısına Armağan, Çev. : Selman Dursun, 2005, ss.533-577.

[10] K. Riekenbrauk, ‘Alman Gençlik Ceza Hukukunun Temelleri ve Uygulaması Suça Yönelen Gençlere Yardım Kapsamında Bir Uygulama Merkezi’, Emine Akyüz, Sevda Uluğtekin, Yüksel Baykara Acar ve Özlem Cankurtaran Öntaş (Ed.), III. Ulusal Çocuk ve Suç Sempozyumu: Bakım, Gözetme ve Eğitim, 22–25 Ekim 2003 (Ankara: 2005). s.439.

[11] G.  Kaiser, ‘Jugendstrafrecht’, In Kleines Kriminologsches Wörterbuch, Günther Kaiser et. Al. (Eds.). 3d ed., (Heidelberg: Müler, 1993) (J. H. Albrecht, a.g.e.  s. 540’dan alıntı).

[12] K. Riekenbrauk, a.g.e., s.439.

[13] K. Riekenbrauk, a.g.e., s.439.

[14] Gençlik mahkemesi yardımcısı, mahkemede gencin psikososyal durumu, geçmişi ve ihtiyaç duyduğu müdahaleyi öngören sosyal incelemeyi hazırlayan gençlik mahkemesine yardım kuruluşu veya STÖ’lerde çalışan çoğunluğu sosyal hizmet uzmanı olan meslek elemanlarıdır.

[15] GMY’nin uygulaması genel ceza kanunu tarafından tanımlanan suçlar ile sınırlandırılmıştır. Gençlik Refahı Kanunu ise çocuk veya genç tehlikede olduğunda, yardıma veya tedbire ihtiyaç duyduğunda devreye girmektedir. Tedbirler, belirlenen eğitimsel ihtiyaçlara göre tercih edilmektedir. Tedbirler, kısmen, GMY tarafından sunulan tedbirlerle aynıdır (sosyal eğitim kursları, özel bakım -special care -vb.).

[16] F. Dünkel, Juvenile Justice in Germany: Between Welfare and Justice,

 www.esc-eurocrim.org/files/juvjusticegermany_betw_welfar_justice.doc. 8 Mart 2004.

[17] Dünkel, a.g.e.

[18] Riekenbrauk, a.g.e., ss. 442-443.

[19] P.A. Albrecht, Jugendstrafrecht, 3, Aufl., (München: 2000),  s. 202 (Riekenbrauk, a.g.e., ss. 444-445’den alıntı).

[20] Tutulma GMY’nin 16. maddesine göre serbest zaman tutulması (en fazla 48 saat); kısa süreli tutulma (iki gün ile dört gün arası); sürekli tutulma (bir hafta ile dört hafta arası) olarak ele alınmaktadır. GMY’nin 90. maddesinde belirtildiği gibi gencin tutulması, eğitsel donanımlı özel tutulma kuruluşlarında gerçekleştirilir (Riekenbrauk, a.g.e. s. 447).

[21] U. Eisenberg, JGG, Kommentar,  9, Aufl., (München: 2002) (Riekenbrauk, a.g.e., ss. 445’den alıntı).

[22] Riekenbrauk,  a.g.e., ss. 447-449.

[23] B.  Esser  ile görüşme, Almanya, Köln, Ağustos 2006.

[24] Gençlik daireleri Almanya’da Çocuk ve Gençlere Yardım Kanunu (Kinder und Jugendhilfe Gesetz)na göre çalışmalarını sürdürmektedir.

[25] B. Eser, ‘Federal Almanya’da Gençlik Mahkemesi Destek Hizmetleri’,  S. Sevda Uluğtekin, Deniz Kucur, Emrah Kırımsoy, Yaşar Çavdar ve Necmettin Yemiş (Ed.), Gözetim Mekanizması Destek Hizmetleri: Ankara İli Pilot Projesi Eğitim Programı Etkinlikler Dizisi, (Seminer: Almanya’da Çocuk Adalet Sistemi ve Gözetim Mekanizması; Çalıştay: Türkiye’de Gözetim Sürecinde Karşılaşılan ve Karşılaşılması Muhtemel Sorunlar ile Çözüm Önerileri). Ankara: Dostlar Dayanışma Derneği Ankara Şubesi Yayınları, 2005), ss.31-41.

[26] I. E. Seidman, Interviewing as Qualitative Research. A Guide for Researchers in Education and the Social Sciences, (New York: Teachers College Press, 1990) ss. 3-4.

[27] K. Jünschke ve U. Tekin, .Jugendkriminalität: Gegen die Kriminalisierung von Jugendlichen,  Andere Buchkaden (Ed.), 1997, ss. 180–182.

[28]  K. Jünschke ve U. Tekin, a.g.e., ss. 180-182.

[29] Tekin, a.g.e.

Yüksel Baykara ACAR & Uğur TEKİN
20 Mayıs 2009, Çarşamba

 Kullanıcı Yorumları

YORUM YAP

bu yazı için henüz yorum yapılmamış.

yorum yapmak için tıklayın.

Haber Kategorileri
Türkiye Amerika Avrupa Orta Doğu Orta Asya Kafkasya Bodrum Holidays Balkanlar Dünya Asya-Pasifik Afrika Ekonomi Bilim Teknoloji

Copyright 2009 Usak Stratejik Gündem
Xbox Live Gratuit Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu

Mebusevleri Mah. Ayten Sok. No:21 Tandoğan/Ankara
Tel: 0 312 212 28 86  Faks: 0 312 212 25 84

Sitemiz
Anadolu Ajansı
Abonesidir