Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Yayınıdır.  
ANASAYFA

|

ENGLISH

|

ANASAYFA YAP

|

REKLAM

17 Eylül 2014, Çarşamba

 
  Usak Gündem
  Kategoriler

Ücretsiz Tam Metin Uluslararası Hukuk ve Politika Dergisi

Ücretsiz Tam Metin Orta Asya ve Kafkasya Araştırmaları Dergisi

USAK Tanıtım Kataloğu

  Kitap İncelemeleri >

 Yazdır
Arkadaşına Gönder
Ulus Devletlerin Çöküşü: 21.Yüzyılda Düzen ve Kaos
Yazar: Robert Cooper ISBN: 9789758621972
Yayıncı: Güncel Yayınlar Sayfa Sayısı: 184
Tür: Paperback Ücret: 15 TL
Basım Yeri: İstanbul Yayınlanma Tarihi: 2005
Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte ortaya çıkan yeni düzeninde devleti ve “devlet içinde devleti” nasıl tanımlayacağımız yönündeki tartışmalar eski heyecanını koruyarak devam etmektedir. Yeni dünya düzenini bekleyen riskler nelerdir? Immanuel Kant’ın ifadesiyle dünyada kalıcı barış (perpetual peace) elde edilebilir mi? Şayet kalıcı ve sürdürülebilir barışa ulaşmak mümkünse bu hangi ülke ya da ülkeler topluluğu modeliyle hayata geçirilebilir? Gelişen modern bilimin insanoğluna armağanı olan Kitle İmha Silahları’nı denetlemenin bir yolu var mı? 21.yüzyılda Avrupa Birliği dünya üzerinde nasıl bir güç olacak? Hızla artan küreselleşme ve tekleşme, global barışı tek bir hegemonik gücün insafına mı bırakacak?

Robert Cooper kaleme aldığı eseriyle bahsedilen soruların cevaplarını aramaya koyuluyor ve kıvrak bir zekânın ürünü olan çözümlemelerini, ilgili gruplara ve meraklı okuyucuya aktarıyor. Cooper, diplomasi sanatının incelikleri konusunda bir dönüm noktası olan ve Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte doğan yeni dünya düzeninin sıra dışı bir yorumunu ortaya koyduğu ve uzun bir deneme yazısı niteliğindeki kitabında, devletleri modern öncesi (eski dünya), modern ve post-modern (yeni dünya) olmak üzere üçe ayırmaktadır. Yazar, devlet mekanizması ve bu mekanizmanın gelecekte alacağı şekiller üzerine çeşitli bakış açıları sunarken, Avrupa devletler sisteminin savunma ve dış politikalarını da ana hatlarıyla açıklamaya girişiyor.

Robert Cooper’ın “Ulus Devletlerin Çöküşü: 21.Yüzyılda Düzen ve Kaos” kitabı üç ana bölümden müteşekkildir. Birinci bölüm, Dünya Koşulları üst başlığı altında Eski Dünya Düzeni, Yeni Dünya Düzeni ve Yeni Dünyada Güvenlik alt başlıklarıyla sunulmaktadır. Birinci bölümde özellikle üzerinde durulan konu, eski ve yeni dünyada devlet ve onun yapısal/siyasal transformasyonudur. Ulus-devletlerin ve modern çağın başlangıcı olarak düşünülen 1648 Westphalia Barış’ı ile yeni dünyaya adım atılmış ve devletler sisteminde yeni bir kriz ortaya çıkmıştır. Bu krizin adı ise ulus-devlettir. Devletler sisteminde egemen güç imparatorluklardan etnik temeli referans alan devlet yapılarına kaymıştır. Söz konusu bu kayma, ulus-devletin sisteme tutunma ve var olma çabası ile karşılaştığı içsel ve dışsal problemlerin varlığını temsil eder. Yeni düzende, kadim düzenin aksine devletler kontrolü ellerinde tutmak istiyorlarsa bunun ilk şartı barış içerisinde olmalarıdır. Bölgesel ve küresel barış çalışmaları, yeni devletler sisteminin sağlıklı işlemesi anlamında da hayati bir önemi haizdir.

Soğuk Savaş’ın bitmesi ve Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla hızlanan küreselleşme yeni ve dönüştürücü bir yapının habercisi olmuştur. Küreselleşmenin en endişe verici yanı ise, yeni ve gerekçelerini güç bela anlayabildiğimiz daha fazla yabancı düşmanı beraberinde getirmesidir. Artık güvenliği tehdit eden asimetrik unsurlar devrededir. Yazar’a göre modern dünyada tehdit algısının global hale gelmesi, güvenlik bloklarının NATO ve BM gibi kurumların eliyle global ve tüm ülkeleri kapsayıcı bir temelde yürütülmesi gerekliliğini ortaya koymuştur. Cooper’ın üzerinde önemle durduğu gibi, erken Soğuk Savaş sonrası dönem, modern dünyayı karakterize etmektedir. Modern dünyanın en önemli ürünü olan ulus-devletler için güvenlik, vazgeçilemeyecek kadar değerli bir olgu halini almıştır. Ayrıca eski dünyanın gücü olan imparatorlukların aksine ulus-devletler daha laik bir yapıdadır ve bireylerin özgür iradeleri, etnisite, refah gibi kavramların korunması ve geliştirilmesi daha ön plandadır.

Güvenlik paranoyası post-modern dünyada (modern ötesi, sıra dışı) da varlığını güçlü şekilde hissettirmektedir. Modern dünyanın karşı karşıya kaldığı ikiz tehlikeler olan “terörizm” ve “Kitle İmha Silahları”, post-modern dünya için de küreselleşerek tehdit oluşturmaya devam etmektedir. Ancak yazara göre post-modern dünyada güvenlik parametrelerinin değişimi ve dönüşümü söz konusudur. Kıta Avrupa’sı örneğinde olduğu gibi bir zamanlar duvarlarla sağlanan güvenlik şimdi açıklık, şeffaflık ve karşılıklı hassasiyet esasına dayanmaktadır. Post-modern dünyada, raison d’etat ve Machiavelli’nin ahlakçı olmayan devleti yerini, iç meselelerde olduğu kadar uluslararası ilişkilerde de uygulanan bir ahlaki bilince bırakmıştır. Modern öncesi zamanlarda savaş bir yaşam biçimiydi, modern çağda politikanın bir aracı oldu, fakat post-modern dünyada savaş mümkünse tamamen kaçınılması gereken bir şey halini aldı.

Post-modern çağ Batı Avrupa için 1989’da başladı. Avrupalılar artık post-modern bir kıtada yaşayan post-modern devletler bütünüdür. Dolayısıyla mevcut haliyle Avrupa Birliği, post-modern sistemin en gelişmiş örneğidir. AB sistemi, ulusları üstünde değil (supranational) ulusların arasında geçiş sağlayan (transnasyon) bir sistemdir. “Çıkar” kavramı modern devlet ve varisi post-modern devlet için farklı anlamlardadır. Devletler arasında işbirliği, ekonomik entegrasyon ve ortak bilinç kültürünün hayata geçirilmesi anlamında modern ötesi bir örnek sunmaktadır.

Kitabın birinci bölümünde Amerika Birleşik Devletleri için de bazı önemli tespitlerde bulunulmuştur. Yazar göre ABD’nin eski imparatorluklardan karşılaştırılamayacak kadar yüksek müdahale ve değiştirebilme kapasitesi olmasına rağmen, gelişmiş bir imparatorluk olarak adlandırılmaması manidardır. ABD kesinlikle bir hegemonyadır, hükmetmeyi değil ancak dış politikayı kontrol etmeyi amaçlar. Hegemonya, öncelikle gönüllü olmalıdır ve bu ABD’nin koruma sağladığı müttefiklerin de üs ve destek sunduğu bir pazarlığın parçasıdır. Tipik bir post-modern bir yaklaşımla ABD, bir yandan ülkelere nasıl yönetilmeleri gerektiğini, diğer yandan da bunu kendi kendilerine yapmaları gerektiğini telkin eder.

ABD dünyanın askeri gücünün yaklaşık %38’ine sahiptir. Birleşik Devletler küresel stratejisi olan tek ülkedir. Her ülke stratejisini Amerika’ya göre ayarlar. Ayrıca ABD düşünceler üzerine kurulmuştur ve amacı bu düşüncelerin yayılmasıdır. Bu bağlamda, ABD için post-modern ve neo-liberal dünyanın bayraktarlığını yaptığını söylemek yanlış bir tespit olmayacaktır. “Ortak aklın” dışında kalan ülkeler yeni dünyanın düzeni için tehdit oluşturmakta, asimetrik unsurların yuvalandığı bir havza haline gelmektedirler. ABD’nin kontrol edemediği güçlerden rahatsız olmasının temel sebebi, kendi sistemini dünya sistemi olarak kabul ettirebilme çabasıdır. Çünkü ABD bilmektedir ki kendi sistemi ancak dünya sistemi olursa ayakta kalabilecektir.

Kitabın ikinci bölümü ise “Barışın Koşulları: 21.Yüzyılda Diplomasi” başlığını taşımaktadır. Oluşan yeni sistemin anlamlandırılmasının ardından yapılması gereken, mevcut düzlemde var olabilmektir. İşte yazar Robert Cooper, bu noktada diplomasi sanatının inceliklerinden bahsetmeyi yararlı görmektedir. Yazar’ın özellikle vurguladığı üzere, diplomasi bir bilim değil sanattır. Önemli olan ise savaşı başlatmak değil önleyebilme becerisini ortaya koymaktır. Bu ise belli kuralları olan, pozitif argümanlar içeren ve değişen koşullara ayak uyduramayan kuru bir bilimle değil, üstün bir aklın tecessümü olan fırsatlar ile kapasiteyi dengeleme imkânını sağlayan diplomasi sanatıyla mümkün olabilir. İyi bir diplomat yerel lobileri nasıl yönlendireceğini bilir. Sorunlara daimi çözümler getirmek olağanüstü liderliklerin bir işidir. Yazar’a göre dış politika, muhtevası savaş ve barış olan bir hikâye kitabı olarak düşünülebilir ve sadece barışa yoğunlaşan ülkeler hikâyenin diğer yarısını kaçırırlar.

Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nin özel olarak konu alındığı son bölümde ise Avrupa Birliği’nin ve ABD’nin şimdiki ve gelecekteki rollerine ilişkin mülahazalarda bulunulmaktadır. Avrupa Birliği’nin post-modern sistemi içselleştirmesinin bölge açısından önemine vurgu yapılan son bölümde, AB’nin kurallar bütünü olarak hantallaşmasının engellenmesi açısından çarpıcı öneriler getirilmektedir. Kuralların zayıfları korumak için koyulduğuna inanan yazar, Avrupalıların kuralları sevdiğine dikkat çekmektedir. Amerika Birleşik Devletleri için de tavsiye niteliğinde önerilerin sunulduğu söz konusu son bölümde demokratik sistemin dünyaya hâkim kılınmak istenen bir sistem olduğu belirtilmekte ve bunun post-modern dünyanın inşa sürecinin bir parçası olduğu vurgulanmaktadır. Ancak Cooper, bunun sağlıklı bir yapı oluşturup oluşturmayacağı noktasında şüphelere sahiptir. Sadece evde yetiştirilebilen bir ürün olan demokrasiyi dışarıdan getirmek zordur ancak güvenlik dışarıdan gelebilir diyerek görüşünü aktarmaktadır.

“Ulus Devletlerin Çöküşü: 21.Yüzyılda Düzen ve Kaos” kitabının tamamına bakıldığında, eski ve mevcut sistem irdelenerek geleceğe yönelik bir perspektif geliştirme gayreti göre çarpmaktadır. Post-modern dünyanın aldığı şekil itibariyle bunun zorluğu aşikârdır. Çünkü mevcut sistemde yaşanan gelişmeler, hızla akan bilgi ve kurulan ilişkilerin çıkarım yapmayı güçleştiren temel konular olduğu söylenebilir. Yine de, Eski Dünyayı ve Yeni Dünyayı tek bir karede görmeyi arzulayanlar için eser, ufuk açıcı bakış açıları sunmaktadır. Ayrıca bugünün jeopolitik zemininde çatlakların görülebilmesi için faydalı bir değerlendirme olduğu belirtilebilir. Odaklandığı noktanın ve geliştirdiği düşüncenin Batı eksenli olması eser için bir zaaf olsa da, konuya ilgi duyan okuyucuyu bilgilendirici ve farklı perspektifler sunan, yapıcı yorumların zihinlerin aydınlatılmasına yardımcı olacağı söylenebilir.






17 Ocak 2011, Pazartesi
Muharrem Sağır
 USAK Bülten Üyeliği
Haber Kategorileri
Türkiye Amerika Avrupa Orta Doğu Orta Asya Kafkasya Bodrum Holidays Balkanlar Dünya Asya-Pasifik Afrika Ekonomi Bilim Teknoloji

Copyright 2009 Usak Stratejik Gündem
Xbox Live Gratuit Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu

Mebusevleri Mah. Ayten Sok. No:21 Tandoğan/Ankara
Tel: 0 312 212 28 86  Faks: 0 312 212 25 84

Sitemiz
Anadolu Ajansı
Abonesidir